GPPS PLATFORMU BİLGE ÖZDEMİR ” AFET BAKANLIĞI ” ÖNERİYOR

Gayrimenkul Sektörünün fikir atölyesi, Gayrimenkul Proje Pazarlama Satış ( GPPS ) Platformu Başkanı Bilge Özdemir afet değerlendirmelerinde bulunarak, müstakil bir Afet Bakanlığı önerisinde bulundu.
Afet, toplumun belli kesimleri veya tamamı için fiziksel, ekonomik, sosyal ve çevresel kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen yerleşim yerlerinin baş etme kapasitesinin yetersiz kaldığı doğa, teknoloji ve insan kaynaklı olayların yol açtığı sonuçlar olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde, jeolojik, topografik ve iklimsel yapısı nedeniyle pek çok farklı doğal ve insan kaynaklı afetler sıkça yaşanabilmektedir.
A. Jeolojik Afetler ( Depremler ve Kütle Hareketleri )
Depremler: Türkiye, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağında yer almaktadır. Yakın tarihin tanıklık ettiği;1939 Büyük Erzincan Depremi, 1976 Van Çaldıran Depremi, 1999 Gölcük ve Düzce Depremleri ile 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Merkezli Depremlerdir. Yaşanmamasını veya en düşük şiddette yaşanmasına inanmak istediğimiz Büyük İstanbul olası depremi etkileri İstanbul’dan Tüm Türkiye ve tedarik zincirleri ile Avrupa –Dünya üzerinde etkili olabilecektir.
Heyelan ve Kaya Düşmesi: Özellikle dağlık, engebeli ve yağışın bol olduğu Doğu Karadeniz Bölgesi ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun eğimli yamaçlarında sıkça görmektedir.
B. Meteorolojik ve Hidrolojik Afetler ( Sel, Fırtına, Kuraklık )
Şiddetli Yağış ve Sel / Taşkın: Türkiye’de can ve mal kaybına en çok yol açan afetler arasında yer almaktadır. Özellikle Karadeniz ve Marmara bölgelerinde mevsim normallerini aşan ani sağanaklar sık sık su baskınlarına ve derelerin taştığı sellere yol açmaktadır.
Atmosferin daha fazla su buharı tutmasıyla ani, şiddetli yağışlar ve buna bağlı yıkıcı su baskınları, nehir taşmaları ve dağlık bölgelerde büyük heyelanlar artacaktır
Fırtına ve Hortum: Kıyı bölgelerinde ve iç kesimlerde ani hava değişimleri ile birlikte çatı uçması, ağaç devrilmesi ve ulaşımda aksamalara neden olur.
Kuraklık: Kuraklık, çölleşme, kıtlık veya yavaş yavaş gelişen çevresel kirlilik gibi etkileri uzun bir zamana yaygın olarak görülen afetlerdir .Özellikle iç, güneydoğu ve orta Anadolu’da su kaynaklarının azalmasına ve tarımsal verim kaybına yol açan yavaş gelişen bir afettir.
Küresel ısınmayla birlikte özellikle Akdeniz Havzası gibi bölgelerde kronik kuraklıklar, su kıtlığı ve rekor düzeyde sıcak hava dalgaları yaşanması beklenmektedir. Bu durum tarımsal üretimi ve içme suyu kaynaklarını doğrudan tehdit edebilecektir.
Toprak erozyonu, çölleşme, biyolojik çeşitlilik kaybı ve su havzalarının tükenmesiyle küresel gıda kıtlıkları ve buna bağlı gıda ve su güvenliği krizleri göç dalgalarını tetikleyebilecektir.
C. İklimsel ve Doğal Yangınlar
Orman Yangınları: Son yıllarda sıklıkla yaşadığımız üzere, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaz aylarında yüksek sıcaklık, düşük nem ve rüzgârın etkisiyle insan hataları sonucunda geniş alanları etkilemektedir.
Kuraklığın ve yüksek sıcaklıkların uzamasıyla, söndürülmesi günler süren, binlerce hektar alanı ve yerleşim yerini yok eden devasa / mega orman yangınları sıklıkla yaşanabilir.
D. Çığ ve Dolu/Don Olayları
Çığ: Doğu Anadolu Bölgesi’nde kar kalınlığının fazla olduğu yüksek ve engebeli kesimlerde (Bitlis, Van, Hakkâri çevresi) kış aylarında yaşanmaktadır.
Dolu ve Don: Tarım alanlarına ve meyve bahçelerine büyük zararlar veren mevsimsel afet olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu Afetlerin yanı sıra gelecekte insanlığı ve dünyayı tehdit etmesi beklenen afetler; geleneksel doğa olaylarının iklim değişikliği ve insan faaliyetleriyle şiddetlenmesinin yanı sıra, teknolojik ve ekolojik yeni risklerden oluşmaktadır.
Bunlardan yaşanan ve öngörülenlerden bazıları;
Teknolojik ve Endüstriyel Kazalar: Nükleer ve kimyasal sızıntılar, büyük fabrika patlamaları, maden kazaları, büyük ulaştırma kazaları.
Sosyal ve Politik Olaylar: Savaşlar, iç çatışmalar, büyük göçler ve terör eylemleri
Bulaşıcı Hastalıklar ve Pandemiler : 17 Kasım 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisi. Daha öncesinde karşılaşılan veba çeşitleri, çiçek hastalığı, kolera, grip çeşitleri, HIV/AIDS…
Olası İklim Kaynaklı Salgınlar: Isınan hava koşullarıyla birlikte sivrisinek ve diğer vektörlerin yaşam alanlarının genişlemesi, ayrıca donmuş toprakların erimesiyle yüzyıllardır kapalı kalan eski patojenlerin ortaya çıkma riski dikkate alınmalıdır.
Yükselen Deniz Seviyeleri: Kutuplardaki buzulların erimesi ve okyanus sularının ısınarak genleşmesi neticesinde, 2100 yılına kadar kıyı şeridindeki pek çok alçak kara parçasının ve adanın sular altında kalma riski bulunmaktadır.
Siber-Fiziksel Afetler: Elektrik şebekelerinin, su arıtma tesislerinin, finans sistemlerinin veya hastane ağlarının hedef alındığı ya da yapay zekâ/otomasyon sistemlerindeki büyük çaplı çöküşlerin toplumsal yaşamı etkilemesi muhtemel teknolojik afetler. Fransa’ da aralarında uluslararası markaların olduğu yüzlerce süpermarketin uzaktan erişime açık internet bağlantılı soğutma sistemlerine Bilgisayar korsanları sızdı. Soğutma kontrol sistemlerine ele geçirilerek buzdolabı ve dondurucuların sıcaklığını uzaktan yüksek derecelere çıkarılarak buz çözme fonksiyonunu tetikledi. Soğuk zinciri kırılan tonlarca taze ve dondurulmuş gıda ürünü sağlık riskleri nedeniyle imha edilmek zorunda kaldı.
Uzay Havası ve Güneş Fırtınaları: Güneş’ten gelecek şiddetli bir elektromanyetik fırtınanın uyduları, küresel konumlandırma sistemlerini ( GPS ), internet altyapısını ve elektrik transformatörlerini devre dışı bırakma potansiyeli üzerinde durulan konulardan biridir.
Tsunami : Türkiye kıyılarında tsunami riski mevcuttur; ülkenin 8.300 km den uzun kıyı şeridinde geçmişte yaşanan tsunami izleri vardır.
BM ve çeşitli araştırma raporlarına göre, 2030 yılına kadar dünyada orta ve büyük ölçekli doğal afet sayısında çok ciddi bir çeşitlenme ve tırmanış öngörülmektedir. Bu nedenle yerel yönetimler ve ülkelerin; klasik ” müdahale ” odaklı yaklaşımlardan çıkmaları önerilmektedir.
Afet yönetimi; artan, gelişen, çeşitlenen türlerin tek bir çatı – bilgi altında koordinasyonuna doğru ilerlemektedir. Afetlerin neden olabileceği zararları azaltmak için afet öncesinde inşaat izin aşamasından yapılan planlama ve risk azaltma çalışmalarını, afet anındaki arama-kurtarma ve acil müdahaleyi, afet sonrasında ise iyileştirme ve yeniden inşa süreçlerini kapsayan çok disiplinli bir yönetim sistemini tek bakanlık altında toplamak değerlendirilmelidir.
Birçok ülkede ” Afet Bakanlığı ” adı altında ayrı bir kabine koltuğu bulunmasa da doğrudan merkezi hükümete bağlı güçlü ajanslar veya komiteler yetkili olmaktadır. Ülkemizde, İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yapan AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) afet ve acil durum yönetiminin tek yetkili merkezidir.
Dünyada doğrudan Afet / Acil Durum Bakanlığına Sahip Ülkelerden bazıları; Japonya, Çin, Rusya / Ermenistan / Kırgızistan / Özbekistan / Azerbaycan olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemizde, yeterli bilgi, teçhizat, donanım, insan gücü, ne yazık ki tecrübeye sahip AFAD’ ın yetkisinin ve yapısının güçlendirilerek bağımsız bir AFET BAKANLIK çatısı altında toplanması değerlendirilmelidir.
Not: Bu değerlendirme yazısında terimler ve tanımlara yönelik AI Bakışı kullanılmıştır


